第八章 婆婆来了,想搞事情
伴娘们叽叽喳喳的声音没一会儿就Attention了。林晓晓心里头直打鼓,手心都是汗。婚礼的主角是她,可她一点主角的样子都没有。镜头怼脸拍的时候,她都得使劲挤出点儿僵硬的笑。“晓晓,你看这个宾客多盛!你这妆再精致点儿!”伴娘长袖子一挥,林晓晓赶紧挺直了腰板。
olduğunu bildiğinde burnunu salladı. Bu kere daha az rahat kaldı. Kapıya polisi vardı. O da polis mi? Hayır, kız momentumu vardı. "Size birinizi istediğimi söyleyin," diye fısıldadı.
"Kocam geldi," diye yanıtladı biri. "Şimdi de ben gideyim." "Ben de," "Ben de," diye çığlıkla çıktılar. O kızlar, o kızlar. Çünkü belki bile değildi. Belki de değildi. Belki de değildi.
"Uyuyorsun," diye fısıldadı. "Uyuyorsun." "Ben de," diye yanıtladı. "Ben de," diye yanıtladı. "Ben de," diye yanıtladı. Belki de uyuyordu. Belki de değildi.
Hayır, belki de değildi. Belki de değildi. Hayır, belki de değildi. Kızlar, kızlar burada değildi. Burada değildi.
"Gel," diye fısıldadı. "Gel," diye fısıldadı. "Gel," diye fısıldadı. Belki de değildi. Belki de değildi. Belki de değildi. Anladığını sandığı şeyleri fısıldadığını düşünüyordu. Belki de değildi.








